
Neden CE sertifikası, UV sisteminiz için bu kadar önemli?
Çoğu insan, CE etiketini görünce bunun sadece bir evrak işi olduğunu düşünüyor. Sadece kontrol edilmesi gereken bir madde, değil mi?
Ancak UV dezenfeksiyonu söz konusu olduğunda durum farklıdır. Burada mesele bürokrasi değil, ışığın fiziksel özellikleridir. Burada 253,7 nm dalga boylarıyla çalışıyoruz. Eğer donanım doğru şekilde üretilmezse, her şey hızla kötüye gidebilir.
Elektriksel yönlerden bahsedelim.
UV lambaları oldukça seçici olup, balasttan çok özel bir tür güç almak zorundadırlar; aksi takdirde erken yanarlar. Yüksek kaliteli kapasitörler ve transformatörler kullanıyoruz; çünkü bunlar voltaj artışlarına dayanabilir ve tüm devreyi bozmazlar.
Eğer sertifikasız bir sistem kullanırsanız, aslında akım akışı konusunda risk alırsınız. Sorun sadece lambanın yanması değil; en çok ihtiyaç duyduğunuz anda tüm dezenfeksiyon sürecinin başarısız olmasıdır.
Peki ya cam konusu?
185 nm dalga boyu oksijen üretirken, 254 nm dalga boyu mikropları öldürür. CE standartları, bu spektral veriler konusunda dürüst ve kesin olmamızı zorunlu kılıyor.
UVC ışığının geçmesi için yüksek saflıkta kuvars cam kullanıyoruz. Ucuz camlar ışığı engeller. Bunu telafi etmek için sistemin daha uzun süre ve daha yüksek sıcaklıkta çalışması gerekir. Bu da enerji israfına ve ekipmanların zarar görmesine yol açar.
Daha mı pahalı?
Evet, daha pahalıdır. Sertifikasyon işlemi başlangıç maliyetini artırır. Daha kaliteli kablolar ve parçalar için para ödemek zorundasınız. Ancak bu cihazları tıbbi tesislerde veya gıda üretim hatlarında kullanacaksanız başka seçeneğiniz yoktur. Cihazın güvenli olduğundan emin olmalısınız.
Bizim için CE sertifikası adeta bir rehberdir. Bu sayede sistemimizi bağladığınızda, veri sayfasında belirtilen işlevleri gerçekten yerine getirdiğinden emin olabilirsiniz. Tahmin yapmaya gerek kalmaz. Sahada cihazın arızalanması gibi acil durumlar ortaya çıkmaz. Bu, sistemin zorlu endüstriyel koşullarda da enerjinizi boşa harcamadan çalışmasını sağlamanın en iyi yoludur.